22 Mart 2015 Pazar

Philadelphia Deneyi ( Rainbow Project)


Bu deneyin temelinde Albert Einstein'ın "Birleşik Alan Teorisi" yer almaktadır.Bu teoriye göre bir maddeye çok yüksek değerde manyetik rezonans uygulanırsa madde zaman-boyut kırılmasına geçer.

28 Ekim 1943 tarihinde Philadelphia limanında bulunan "USS Eldridge" isimli ABD donanmasına ait bir gemi üzerinde bu deney uygulanır.Gemiye, 75 KVA gücünde iki dev jeneratör,her biri 2 megawatt CV gücünde üç RF vericisi ve 3000 adet güç arttırıcı tüp monte edilmiştir.


Deney başladığında, ilk olarak yeşil bir sis bulutu geminin etrafını sarmıştır.Gemi yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştır.Geminin sadece su üzerindeki çalkalanmaları görülür fakat gemi tamamen görünmez olur ve ortadan kaybolur.Tam üç dakika sonra deneyin yapıldığı limana 640 kilometre uzaklıktaki Norfolk limanında, askeri gözlemcilerinde gözleri önünde gemi ortaya çıkıp tekrar gözden kaybolur ve son olarak tekrar Philadelphia limanında belirlemeye başlar.


Deney amacına ulaşmıştır.Ancak, deneyden hemen sonra gemide bulunan bir kısım mürettebatın kaybolduğu, geriye kalanların ise psişik yeteneklerinin çok geliştiği saptanmıştır.Bazılarının deneyde kazandıkları görünmeme yeteneğini gündelik hayatta da kullandıkları görülmüştür.Liman yakınlarındaki bir barda çıkan kavgada, denizcilerden bir kısmının bir görünüp bir ortadan kayboldukları garsonlar ve diğer müşteriler tarafından hayretler içinde izlenmiştir.

Deneyden sağ çıkan bazıları da donup kalmakta heykel gibi kaskatı olmaktadır.Bu donmalar bazen kısa süreli bazen de çok uzun sürmektedir.Smith adındaki bir denizcinin donuşu 200 gün sürmüştür.Yemeden,içmeden,nefes almadan bu kadar uzun süre donup kalan Smith kendine geldiğinde bu süreyi 5 saniye gibi hissettiğini belirtmiştir.


Philadelphia deneyi, sonraki yıllarda birçok kitaba,dergiye ve filme konu olmuştur.Deneyle ilgili çeşitli teoriler ortaya atılmış,görüşler ileri sürülmüştür fakat yıllar geçmesine rağmen deneyin sır perdesi bir türlü gün yüzüne çıkamamıştır.Çok sayıda tanığın olmasının yanı sıra, deneyi yaşayan çok sayıda denizci de vardır.Ancak bunların büyük çoğunluğunda zamanla akıl rahatsızları kendini göstermiş, bir kısmı intihar etmiş bir kısmı da eceliyle ölmüştür. 



Araştırmacı yazar C. F. Berlitz, “Without A Trace” (İz Bırakmadan) adlı kitabında (K15), Dr. Jessup’un yakın arkadaşı, bilim adamı, Dr. Mason Valentine ile yaptığı bir röportaja yer veriyor. Bu röportajda, Berlitz’in, Philadelphia Deneyi’nin bilimsel olarak açıklanmasının mümkün olup, olmadığı konusundaki sorusuna, Dr. Valentine şu cevabı vermiştir:

“Bence Philadelphia Deneyi, bilinen ve alışılmış yollarla açıklanamaz. Bir çok bilim adamı, artık atomun temel yapısının madde zerreciklerinden değil, elektromagnetik alanlardan oluştuğu görüşünde. Bu olay, son derece karmaşık enerji alanlarının birbirini etkileme işlemidir. Eğer, böyle bir evrenin içinde maddenin değişik fazları bulunmasaydı, bu şaşılacak bir şey olurdu. Bir fazdan diğerine geçilmesi, bir yaşam düzeyinden diğerine geçmeye benzer. Bu, boyutlar arası bir değişmedir. Yani, Dünya’lar içinde başka Dünya’lar olabilir. Manyetik alanların boyutsal değişimler yaratabileceğinden zaten kuşkulanılıyordu. Maksatlı olarak olağandışı manyetik koşulların yaratılması, hem fiziksel, hem de yaşamsal olarak maddenin fazını değiştirebilir. Bu durum, bağımsız olmayan, ancak içinde bulunduğumuz madde/zaman/enerji boyutunun bir parçası olan zaman boyutunu saptırabilir. Kısacası, Philadelphia Deneyi büyük bir olasılıkla gerçek bir deneydir.”










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sayfa Başına Dön