20 Mart 2015 Cuma

Dyatlov Vakası


Evet resimde gördüğünüz bu dokuz genç 27 Ocak 1959 yılında Ural Dağları'na (Sovyet Rusya'da) 2 hafta sürecek olan bir kayak ve tırmanış macerası yaşamak için yola çıktılar.
Rotaları en son yerleşim yeri olan Vizhai kasabasından Otorten Dağı'na kadardı.Üstelik seçtikleri bu rota,dağcılıkta en zor kategori kabul edilen "Kategori 3" sınıfındaydı.


Takımın lideri Igor Dyatlov'du ve kendisine tırmanış konusunda çok güveniyordu.Takımın diğer tüm üyeleri de birçok zorlu tırmanış ve kayak tecrübelerine sahip başarılı sporculardı.
Takım kendine o kadar çok güveniyordu ki 2 hafta sürecek olan bu çok zorlu gezi içlerinde hiç bir tereddüt yaratmıyordu.


Yaptıkları plana göre takım Vizhai kasabasına geri döndüğünde Igor Dyatlov bağlı oldukları spor kulübüne bir telgraf çekecekti.Fakat 12 Şubat günü gelmesi gereken telgraf spor kulübüne ulaşmamıştı.Yetkililer çok iyi bilmekteydi ki bu tür çok zorlu tırmanışlarda gecikmeler gayet normaldi.Bu nedenle kötü bir şeylerin olabileceği kimsenin aklına gelmiyordu.

Bir kaç gün geçtikten sonra yetkililer ters giden bişeylerin olmuş olabileceğini düşünmeye başladır.Sporcuların ailelerinin de girişimleri sonucunda 20 Şubat 1959 tarihinde arama kurtarma ekibi oluşturularak arama çalışmalarına başlandı.

Polis ve ordunun da destek verdiği bu arama çalışmaların 6.gününde takımın varış noktasından 10 km uzakta olan Kholat-Syakhl dağının eteklerinde arama ekibi karşılaştığı manzarayla ilk şoku yaşadılar.
Arama ekibi kamp çadırını oldukça tahrip edilmiş halde buldu.İşin ilginç olan tarafı çadırlar içeriden kesilmişti!!!


Bir dizi ayak izin ilerideki ormanlık alana doğru gidiyor fakat 500 m sonra izler ilginç bir şekilde yok oluyordu.Büyük bir çam ağacının altında kamp ateşi kalıntılarının etrafında ilk iki ceset bulunmuştu.Cesetlerin üzerinde sadece iç çamaşırları vardı.

Daha sonra üç ceset daha bulundu ve bu cesetler ateş ile kamp arasındaydı ve bu kişilerin kampa geri dönmeye çalıştıkları izlenimi veriyordu.Ayrıca cesetler arasındaki mesafe 150'şer metre idi.

Bulunan cesetlerin incelenmesi sonucu sporcuların ölüm nedenleri hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi) olarak açıklandı.Bir tanesinde kafatası zedelenmesi mevcuttu fakat ölümcül düzeyde değildi.Diğer cesetlerde ise hiç bir tahribat izi yoktu.



4 Mayıs günü araştırma ekibi ikinci şoku yaşadı.Dört metre karın altında bir nehrin yanında diğer cesetler bulunmuştu.Diğer bulunan cesetlere göre daha uzaktaydılar ve üç tanesi şiddetli darbe sonucu ölmüşlerdi.Bir tanesinde ise ölümcül düzeyde kafatası zedelenmesi mevcuttu.İki cesette de ciddi bir göğüs kafesi parçalanması vardı.Doktorlar böyle bir hasarı ancak bir araba çarpması kadar güçlü bir etkinin meydana getirebileceğini söylediler.


Üstelik ilginç bir detay ise yaralanmalar dışarıdan uygulanan bir darbeyle meydana gelmemişti.Otopside kadınlardan birinin dilinin olmadığı farkettiler.

Peki o gün dağcılar ne duymuştu ya da ne görmüştü de çadırlarını yırtıp etrafa çıplak bir şekilde kaçmaya başladılar???

Bu sorunun cevabı yıllardır gizemini korumaktadır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sayfa Başına Dön